Fon yatırımcıları risk altında mı?

Fon yatırımcıları risk altında mı?

– DIŞ HABERLER SERVİSİ

Bir yatırımcının kabusu, yatırım yaptığı bir varlıktan parasını geri alamamak. M&G’nin 2,3 milyar sterlinlik İngiltere gayrimenkul fonuna yatırım yapanlar için bu ihtimal gerçeğe dönüştü. Yatırımcılar 17 ay boyunca M&G’nin gayrimenkul portföyünden paralarını geri alamadı. Fon Pazartesi günü yeniden açılacak. Fonun sorunu ise likidite uyuşmazlığı. İngiltere’nin gayrimenkul piyasası 2019 yılının sonunda Brexit endişeleriyle sarsıldığında, M&G yatırımcıları fondan çıkmak istedi. Ancak fonlar ticari gayrimenkullere yatırım yapmıştı ve fazla sayıda yatırımcının çıkışını karşılayabilecek miktarda para kısa zamnda toplanamıyordu.

Aynı zamanda kripto para ETF’leri de Avrupa ve Kanada’da onaylanırken, ABD ikilinin adımlarını izlemeyi düşünüyor. S&P 500 endeksini takip eden basit bir fonun aksine, bu ETF’ler bazı şirketlerin hisselerine ya da diğer varlıklara önemli ölçüde yatırımlar yapabiliyor. Örneğin Avrupa Birliği’nde fonlar bir endeksi takip ettikleri sürece, tek bir hissede %35’e kadar ağırlık sahibi olabiliyor. Bir fona devasa yatırım akışı olduğunda ise bu durum fonun temelindeki hisseden daha fazla miktarda almasına neden olabiliyor. Bu durumda ise ETF’nin fiyatı yükseliyor.

Açıklamasının devamında, “bu ETF alım baskısından da kaynaklanıyor. Fiyat yükselişinin bir kısmı ETF talebinden kaynaklanıyor” ifadelerini kullandı. Bu durum piyasalar yükselişteyken oldukça büyük faydalar sağlasa da, sorun piyasalar düşüşe geçtiğinde ortaya çıkıyor. Açık uçlu fonlar için, Neil Woodford’un amiral gemisi fonu likiditenin zor sağlandığı ve dar bir alana odaklanan fonlarda nelerin ters gidebileceğini gösteriyor. Woodford’un fonu 2019 yılında kapandı.

Peki ETF yatırımcıları, düşen fiyatların fonlardan çıkışları tetiklediği durumlarda ne kadar güvence altında? Sektörden birçok kişi ETF’lerin yapısının, ETF’lerin açık uçlu fonlardan daha az risk taşımasına neden olduğunu söylüyor. Açık uçlu fonlardan çıkışlar, anında satışları tetikleyebiliyor. Ancak ETF’lerde yatırımcılar hisse işlemlerini ikincil bir düzeyde gerçekleştiriyor. Bu ikincil piyasada ise alıcılar ve satıcılar birbirleriyle uyum içinde. Bir taraf diğerinden ağır bastığında, birincil piyasada hisselere yönelik alım ya da satım gerçekleştirilebiliyor.

Fuhr, “10 işlemden 9’u ikincil piyasalarda gerçekleşiyor” ifadesini kullandı. İkincil piyasa genellikle ETF yatırımcılarının çıkış yapmasına imkan tanıyor. Ancak bu genellikle fonun takip ettiği varlıklar ya da endeksin kağıt değerinden daha düşük bir fiyatla gerçekleşiyor. Bu tür fiyat uçurumları, 2020’nin mart ayında korona virüs pandemisi nedeniyle piyasalar düşüş gösterdiğinde tahvil ETF’lerinde ortaya çıktı. Küresel menkul kıymetler düzenleyicileri neler olduğunu soruşturuyor ve bu konuya yönelik bir rapor hazırlamayı planlıyor.

Endeksleri takip eden ETF’lerin bir başka riski daha var: Endeksin bileşenleri değiştiğinde, sponsor hızla menkul kıymet alımı ya da satımı yapmak zorunda kalabilir. Bunun sonucunda da fonun temelindeki menkul kıymetlerin fiyatları etkilenebilir. Ancak bu tür problemler birçok fonda genellikle düşük oranda görülüyor ve yalnızca birkaç menkul kıymeti etkiliyor.

Yine de piyasaların dar bir alanına odaklanan ETF’lere yatırım yapanların dikkatli olması gerekiyor. Kashner, ETF yatırımcılarının “çıkış stratejilerini” belirlemelerini tavsiye ediyor.

 

 

 

Ekonomi