Uzun vadeli yatırımcılar için 3 strateji

– DIŞ HABERLER SERVİSİ

Borsa yatırımı bulunan yatırımcıların, profesyonel bir yatırımcı gibi sürekli portföylerini kontrol etmesi gerekmiyor. Aktif bit yatırımcı olmadan da getiri sağlayabilirsiniz. Aynı zamanda, yatırımlarınızı sürekli takip etmemek daha yüksek getiri sağlamanıza bile imkan tanıyabilir. Yatırım işlemlerinin artması ve piyasaların düşük performansı arasındaki ilişki endişe verici şekilde yükseldi. Alım satım yapmayan uzun vadeli yatırımcılar ise uzun vadede çok daha iyi getiri sağlıyor. Bununla birlikte piyasaları günlük olarak takip etmeyen herkesin yine de dikkatli olması gerekiyor. İşte borsa yatırımı bulunan aktif yatırımcılar için 3 strateji.

1. Gündeme damga vurmayan hisseleri tercih edin

Kendini uzun vadeli yatırımcı olarak tanımlayan birçok kişi aslında, uzun vadeli yatırımcı değil. Oldukça sıklıkla bu kişilerin “araştırma” olarak düşündüğü hamleler yalnızca gündeme oturan hisse arayışı oluyor. Gazetelerin manşetlerinde yer almak bir süreliğine söz konusu hissenin güçlü performans göstermesini desteklese de bu performans uzun sürmüyor ve ardından çöküş geliyor. Örneğin Nikola hisseleri geçtiğimiz yıl haziran ayında gerçekleşen halka arzının ardından neredeyse %1,000 ralli gördü.

Şirketin geleceğin Tesla’sı olacağı yönündeki yorumlar ise ralliyi destekledi. Halka arzın ardından hisse fiyatlarının üçe katlanması yalnızca iki gün aldı. Ancak şimdi şirket halka arzın öncesindeki seviyesine geri döndü ve halka arzın ardından sağladığı tüm kazançları geride bıraktı. Görünen o ki, o dönem yorumların oluşturduğu aşırı heyecanın aksine, şirket geleceğin Tesla’sı olmaya hazır değil. Bununla birlikte geçtiğimiz yılın sonuna doğru şirketin elde ettiği tek anlamlı gelir, elektrikli araç satışlarından değil, güneş enerjisi teknolojisinden sağlandı.

2. Gelişim gösterecek şirketlerin hisselerine yönelin

Birçok şirketin gelişme potansiyeli olsa da, bazı şirketler yerinde sayıyor. Birçok yatırımcı Eastman Kodak’ın yükselişi ve ardından gelen düşüşün hikayesini oldukça iyi biliyor. Şirket 2012 yılında iflas başvurusunda bulundu. Bu ise dijital kameraların, geleneksel kameralara kıyasla çok daha yüksek pazarlama potansiyelinin olduğunun anlaşılmasından ve akıllı telefon kameralarının da giderek gelişmesinden kaynaklandı. Birçok yatırımcının bilmediği şey ise dijital kamera akımını Kodak’ın başlatmış olması.

Bu nedenle şirketin sonunu getiren teknoloji eksikliği değildi. Kodak yeni teknolojilerin potansiyelini tam olarak benimseyemediği için başarılı oldu. Çünkü yeni teknolojileri benimsemek, ana faaliyet alanı olan fotoğraf makinası filmlerine zarar verecekti. Yeni Eastman Kodak dijital fotoğraf alanında yeniden konumlanarak, geri dönüş çabaları göstermiş olsa da, bu çabalar şirketin 2012 yılındaki iflasıyla hissedarların kaçışının ardından gerçekleşti.

3. Fonlara odaklanan yatırımcılar riskleri düşürmeli

Son olarak, bazı yatırımcıların portföylerinin yalnızca bir kısmı yatırım fonlarına odaklanıyor olsa da, bu yatırımcıların başarı şansını yükseltmek için bazı aktif olarak yönetilen fonları tercih etmesi gerekiyor. Ancak piyasalardaki genel kanı birçok aktif olarak yönetilen fonun piyasaların genelinden daha düşük performans gösterdiği yönünde. S&P’nin son verileri aktif olarak yönetilen büyük sermayeli hisse fonlarının %93’ünün son 20 yılda S&P 500’ün gerisinde kaldığını söylüyor.

Bu yatırım stratejisi yüksek volatilite gibi başka sorunları ortaya çıkarabilir. Ancak fon yöneticileri, bireysel yatırımcıların göremediği fırsatları görebilir.

 

 

 

Ekonomi